İbadet İçin Mübarek Vakitler

Yazar:

Peygamber Efendimiz (s.a.v) ibadet için mübarek vakitleri çeşitli zamanlarda bizlere bildirmiştir. Biz de bu mu yazımızda bu mübarek vakitleri sizlerle paylaşmaya çalışacağız.

İBADET YAPMAK İÇİN GÜNÜN EN MÜBAREK VAKTİ

Amr b. Abese isimli sahâbî, bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v) ‘in huzuruna gelerek Allah’a yakın olabilmek için gözetilmesi gereken ve diğer zamanlardan daha mübarek olan vakitlerin bulunup bulunmadığını sormuş, Peygamber Efendimiz (s.a.v) de, “Evet!” demiş ve sözlerine şöyle devam etmişti:

“Allah’ın kula en yakın olduğu vakit, gecenin sonlarına doğru olan vakittir. Eğer bu saatlerde Yüce Allah’ı anan kişilerden olmayı başarabilirsen, bunu yap…” buyurmuştur.

Ebû Hüreyre’den (r.a) nakledildiğine göre, Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir başka hadisinde gecenin bu anlarını ibadet ve taatla geçirenler hakkında ilâhî rahmetin tecellî edeceği müjdesini vermiştir:

“Yüce Rabbimiz, her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner (rahmet nazarıyla bakar) ve şöyle buyurur:

‘Bana dua eden yok mu ki duasını kabul edeyim! Benden bir şey isteyen yok mu ki ona dilediğini vereyim! Benden mağfiret isteyen yok mu ki onu bağışlayayım!’

Kur’ân-ı Kerîm’de cennetle mükâfatlandırılacak kimseler sıralanırken,

“seherlerde Allah’tan bağışlanma dileyenler” in de sayılması günün berekete uyanan bu ilk saatlerinin gaflet içinde geçirilmemesi gerektiğini göstermektedir.

İBADET YAPMAK İÇİN HAFTANIN EN MÜBAREK VAKİTLERİ

Cuma Günü

Kur’ân-ı Kerîm’deki surelerden birinin isminin ‘Cuma’ olması ve yine aynı surede Cuma namazından açıkça bahsedilmesi bu vaktin önemini göstermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) cumanın “Müslümanların bayramı”  ve “üzerine güneş doğan en hayırlı gün” olduğunu, Hz. Adem’in bu günde yaratıldığını, cennete girdiğini ve tekrar cennetten çıkartıldığını ifade etmektedir. Yine Peygamber Efendimiz (s.a.v;

“Cuma günü öyle bir an vardır ki, şayet bir Müslüman kul namaz kılarken o âna rastlar da Allah’tan bir şey dilerse, Allah mutlaka ona dilediğini verir.” buyurarak cumanın icabet anına dikkat çekmektedir.

Pazartesi ve Perşembe Günleri

Pazartesi ve perşembe günlerinin önemine de dikkat çeken Peygamber Efendimiz (s.a.v);

“İnsanların amelleri pazartesi ve perşembe günleri olmak üzere haftada iki defa (Allah’a) arz olunur ve inanan her kula mağfiret buyrulur. Yalnız din kardeşi ile aralarında düşmanlık bulunan kul müstesna! (Onlar hakkında), ‘Bu iki kişiyi (barışa) dönünceye kadar bırakın.’ denilir.” buyurmaktadır.

Hz. Âişe’nin ifadesiyle pazartesi ve perşembe günü oruçlarını dört gözle bekleyen Allah Resûlü, çevresindekilere de bu günleri oruçlu geçirmeyi tavsiye etmiştir.

İBADET YAPMAK İÇİN YILIN MÜBAREK VAKİTLERİ

Ramazan Ayı

Ramazan ayı, mübarek aylar içindeki en faziletli aydır. Bu ayın ihya edilmesi sonucunda elde edilecek kazancı Sevgili Peygamberimiz şöyle müjdelemektedir:

“Yüce Allah Ramazan ayında oruç tutmayı size farz kıldı. Ramazan gecelerini namazla geçirmek de benim sünnetimdir. Kim inanarak ve (sevabını yalnızca Allah’tan) umarak Ramazan ayında oruç tutup, geceleri de namaz (teravih) kılarsa, annesinden doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış olur.”

Kadir Gecesi

Peygamber Efendimiz (s.a.v);

“… Bu ayda öyle bir gece vardır ki, bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecenin hayrından mahrum kalan, bin ayın hayrından mahrum kalmış gibidir.”

buyurarak Kadir gecesinin önemi hakkında bize ipuçları vermektedir.

Kadir gecesinin mübarekliği ise, Kur’ân-ı Kerîm’in bu gecede indirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Kadir suresinde bu husus şöyle anlatılmaktadır:

“Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” 

Ayrıca Duhân suresinde yer alan,

“Biz onu (Kur’an’ı) mübarek bir gecede indirdik.” 

ayetinde de Kadir gecesinin kastedildiği belirtilmektedir.

Böylesine faziletli bir gece hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v);

“Her kim inanarak ve (sevabını Allah’tan) umarak Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Her kim Ramazan orucunu, inanarak ve (mükâfatını Allah’tan) umarak tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”

buyurmuş ve Kadir gecesinde hangi duayı okuyacağını soran Hz. Âişe’ye,

“Allah’ım! Sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni de affet.” 

şeklinde dua etmesini tavsiye etmiştir

Ramazan Bayramı

Ramazan’ı ibadetlerle geçiren kulun mükâfatı, mübarek günlerden oluşan Ramazan Bayramı’dır. Bayram günleri, oruç tutmanın yasak olduğu günlerdir. Kendisine has bir namazın, bayram namazının bulunması bu günün değerinin bir göstergesidir.

Şevval Ayı

Ramazan Bayramı’nın ardından Şevval ayı içerisinde altı gün oruç tutulması Peygamberimiz tarafından tavsiye edilmiş ve Peygamberimiz Ramazan ile birlikte Şevval’de altı gün oruç tutan kimsenin tüm seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevap kazanacağını müjdelemiştir.

Receb Ayı

Receb ayı girdiğinde,

“Allah’ım! Receb ve Şâban’ı hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan’a ulaştır…” 

şeklinde dua eden Peygamber Efendimiz (s.a.v), üç ayları sevinç içerisinde karşılamıştır.

Miraç Gecesi

Receb ayının değerini yücelten önemli bir hâdise de Mi’rac’tır. Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gittiğini ifade eden İsrâ, oradan da yedi kat semaya yükseldiğini ifade eden Mi’rac olayı bir görüşe göre Receb ayında gerçekleşmiştir. Mi’rac’ta, Resûl-i Ekrem’e beş vakit namazın, Âmenerrasûlü olarak bilinen Bakara sûresinin son âyetlerinin ve “Allah’a şirk koşmayanların büyük günahlarının bağışlanabileceği” müjdesinin verilmesi Receb ayı için bir bereket vesilesidir.

Şaban Ayı

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Şâban ayı geldiğinde de oruç tutmaya özen gösterirdi. Çok sevdiği Zeyd’in oğlu Üsâme bunu fark etmiş, Şâban ayında tuttuğu kadar hiçbir ayda oruç tutmamasının sebebini sorduğunda Allah Peygamber Efendimiz (s.a.v)’den şu cevabı almıştı:

“Bu ay Receb ile Ramazan arasında insanların gafil bulundukları bir aydır. Bu ayda ameller âlemlerin Rabbi olan Allah’a arz olunur. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah’a sunulmasını arzu ederim.” Buyurmuştur.

Berat Gecesi

Şâban ayının on beşinci gecesi ise, kültürümüzde Berât gecesi olarak adlandırılır. Peygamber Efendimiz, Şâban ayının yarısına denk gelen bu gecede Allah’a çok ibadet edilmesini, gündüzünde ise oruç tutulmasını tavsiye etmiş ve o gece güneş batınca Allah Teâlâ’nın dünyaya rahmetiyle tecellî ederek fecre kadar,

“Bağışlanmak dileyen yok mu, onu bağışlayayım! Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim! Belaya duçar olan yok mu, ona afiyet vereyim!.” 

buyurduğunu bizlere müjdelemiştir.

Allah’ın rahmetinin bu gecede ne kadar geniş olduğunu anlatmak için Hz. Âişe’ye:

“Şâban ayının yarısına denk gelen bu gece Allah dünya semasına iner (rahmetiyle tecelli eder) ve Kelb kabilesinin koyunlarının kıllarından daha çok sayıda günahkârı bağışlar.” buyurmuştu.

ÖNEMLİ HATIRLATMA: Receb ve Şâban ayları, Peygamber Efendimizin oruç tutmaya büyük önem verdiği aylardır. Fakat Hz. Peygamber, bütün ayı oruçlu geçirmenin Ramazan’ın şerefine özel bir durum olarak kalmasını istediğinden olsa gerek, Receb ayı orucundan bahsettiği bir hadisinde bu ayın tamamının oruçlu geçirilmesini hoş görmediğini belirtmiştir.

Şevval, Zilkade ve Zilhicce Ayları

Peygamber Efendimiz “mâlûm aylar” ifadesini Şevval, Zilkade ve Zilhicce’nin ilk on günü olarak açıklamış olup, bunlar on iki aydan oluşan ve Muharrem ayı ile başlayan hicrî yılın son üç ayıdır. Hac ibadetinin yalnızca bu zaman zarfında yapılması bu dönemin mübarekliğinin bir göstergesi olmalıdır.

Hem hac mevsiminin hem de haram ayların içerisinde yer alan Zilhicce ayının ilk on gününün faziletini bizlere anlatan Peygamber Efendimiz (s.a.v),

“Salih amelin Allah katında en sevimli olduğu günler (Zilhicce’nin ilk) on günüdür.” 

buyurmaktadır. Bu sebeple o Peygamber Efendimiz (s.a.v) Zilhicce’nin dokuz gününü oruç tutarak değerlendirme yoluna gitmiştir. Onuncu gününde ise Kurban Bayramı’nın ilk günü olduğu için oruç tutmamıştır.

Kurban Bayramı Arefesi

Zilhicce’nin dokuzuncu günü, Kurban Bayramı arefesidir. Peygamber Efendimiz (sa.v.) hiçbir gecede bu gecede olduğu kadar çok sayıda kulun cehennemden azat edilmediğini müjdelemekte, şeytanın ise hiçbir zaman, arefe günü görüldüğünden daha küçük, daha hakir, daha zelil ve daha öfkeli görülmediğini belirtmektedir. Ayrıca,

“arefe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki senenin günahlarına kefaret olacağını Allah’tan ümit ediyorum.”

buyurarak Allah’ın rahmetinin indiği bu bayrama hazırlık gününde oruç tutulmasını teşvik etmektedir.

Kurban Bayramı

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Allah katında günlerin en değerlisinin Kurban Bayramı’nın ilk günü, sonra ikinci günü olduğunu ve bu günlerin Allah tarafından Ümmet-i Muhammed’e bayram kılındığını haber vermektedir. Allah’ın Kutlu Elçisi, bu günleri Müslümanların bayramı olması dolayısıyla (oruç değil) yeme-içme ve Allah’ı zikretme günleri olarak nitelemiş, Hz. Âişe de, onun (sav) bu günlerde oruç tuttuğunu hiç görmediğini söylemiştir.

Muharrem Ayı

Zilhicce ayından sonra, hicrî yılın ilk ayı olan Muharrem ayı gelmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v)

 “Ramazan ayından sonra en kıymetli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” 

buyurarak bu ayı “Allah’ın ayı” şeklinde nitelemiştir.

Aşura Günü

Muharrem’i değerli kılan diğer bir husus ise, içerisinde Âşûrâ gününün bulunmasıdır. Peygamberimiz,

“Âşûrâ günü orucunun, bir önceki yılın günahlarına kefaret olmasını Allah’tan ümit ediyorum.” diyerek Âşûrâ orucu tutmaya teşvik etmiştir.

Benzer Yazılar